Prof.Dr. Orhan Özçatalbaş'a Sorduk Koronavirüs Sonrası Tarım Ne Olacak ?

24 Nisan 2020 Cuma  16:55

Tarım alanında  yapmış olduğu önemli çalışmalarla Türkiye ve Antalya'da bir çok projede imzası bulunan    Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü,Tarım Politikası ve Yayım Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Orhan Özçatalbaş ile Byturco Medya Yayın Grubumuza ait Buyukantalya.com a önemli açıklamalarda bulundu.   
Prof .Dr.Özçatalnbaş açıklamasında bu süreç içerisinde alınan tedbirler ve gelişmeler Tarımda ne gibi etkilere sebeb olacak genel bir değerlendirmede bulundu.
KÜRESEL PANDEMİ ANTALYA TARIMI ve SEKTÖRÜN
KENDİSİNİ GÖZDEN GEÇİRMESİ VE YENİLEMESİ İÇİN

YENİ FIRSATLAR BARINDIRIYOR MU?

1- Yalnızca Antalya tarımı ile ilgili değil Türkiye ve küresel konularla ilgili
çalışmalarınız olduğunu biliyoruz. Buna göre Koronavirüs etkisiyle
Türkiye’de bir Kıtlık olacak mı? diye genel bir soruyla başlayalım.
Son birkaç haftadan beri Koronavirüs salgın hastalığı nedeniyle Türkiye’nin tarımda yeterlilik ve gıda arz güvenliği konuları tartışılıyor. Tabii konuya hakim olmayanlar konuyu neredeyse Rusya buğday satmayacak ve Türkiye aç kalacak! noktasına getirmeye çalıştılar. Böyle toplum psikolojisinin zorlandığı dönemlerde topluma negatif mesaj vermek bir yana, gerçeği ifade etmeyen mesajlarla toplumun moralini bozacak yanlış bilgiler paylaşmak doğru değildir. Geçen hafta Ulusal Hububat Konseyi “2019-2020 Üretim Yılı Buğday Değerlendirmesi Raporu”nu yayınladı. Rapor birkaç hafta önce yazdığımız yazılarımızda ifade ettiğimiz Türkiye’nin arz güvenliği sorunu olmayacağına yönelik
görüşlerimizi teyit ediyor. Türkiye’nin 2019/2020 üretim döneminde Buğday üretiminin uzun yıllar ortalamasına göre %4 artarak 20,5 milyon ton üretim rekoltesi bekleniyor. Buna göre hem hububat üretimimiz ve hem de stoklar kıtlığın söz konusu olmayacağın net olarak gösteriyor.
2- Virüs salgınının 11 Martta Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın ve tehdit olarak ilan edildikten sonra tarım ve gıda ürünlerine olan talep hakkında genel bir değerlendirme yapar mısınız?
Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse küresel bir tehdit olarak algılandığı ve ilan edildiği andan itibaren ülkelerdeki hastalık vakalarının artmasıyla tarım ve gıda ürünlerine olan talep hızla artmıştır.
Bu durum bir yandan sağlık ve diğer taraftan tarım sektörünün birlikte konuşulmasına yol açmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün çalışmaları ve konuya ilişkin tahminleri daha fazla dikkate alınır olmuştur. Türkiye’de kriz algısı Avrupa ve diğer bazı ülkelerdeki gibi hızlı gelişmemiştir. O nedenle ülkemizde Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi gıda maddelerine aşırı talep ve marketlere hücum ve yağmalama gibi olaylar yaşanmamıştır. İnsanımızın Türkiye’nin tarım ve gıda üretimindeki gücünün farkında olması nedeniyle kaos ve kargaşaya neden olacak toplumsal hareketlenme olmamıştır, diyebiliriz .
3- Antalya tarımın başkenti ve Koronavirüs salgını tarım ve ticaretini nasıl etkiliyor değerlendirme yaparbilir miyiz?
Belirttiğiniz gibi Antalya özellikle bilinen ürünler yanında tropikal ürünlerinde de yetiştirilebildiği özel bir bölge ve ürün çeşitliliği bakımından büyük bir tarımsal üretim merkezi. Bu potansiyel rakamlara da yansıyor ve Antalya bitkisel üretim değeri bakımından Türkiye’de lider durumundadır.
Antalya’nın bu üstünlüğünde iklimsel avantajlarla birlikte, çiftçilerin üretim tekniği uygulamalarında ve ticaretinde yer alan insan kaynağının başarılı olmasının da etkili olduğu söylenebilir. Dolayısıyla sadece doğal kaynaklar değil aynı şekilde üretim faktörü olarak beşeri sermayenin nitelikleri de önemlidir. Antalya doğal kaynaklar, iklimsel avantajlarla birlikte insan kaynakları zenginidir.
Örneğin Domates, Hıyar, Patlıcan, Biber, Bakla, Kültür Mantarı, Nar, Portakal ve Avakodo gibi ürünlerde üretim miktarı bakımından Türkiye’de lider durumundadır, ilk sıradadır. Belirttiğimiz ürünlerde Türkiye üretiminin %15’i ile %81’ini tek başına üretiyor. Bu durum Antalya lehine bir farkındalık oluşmasına yol açmış bulunuyor. Tabii Tarım ve Orman Bakanlığı da Antalya’nın öneminin farkında ve bu nedenle Antalya üzerinde önemle duruyor. Bunun bir göstergesi olarak başarıyla gerçekleştirilen ve Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr.Bekir Pakdemirli’nin moderasyonunu yaptığı ve Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun 3 saat kadar süren toplantıya katkı verdiği, aynı şekilde Antalya Valimiz Sayın Münir Karaloğlu’nun yer aldığı ve Ulaştırma Bakanımız Sayın Adil Karaismailoğlu’nun ise telefon bağlantısıyla katıldığı ilk kez düzenlenen tele-konferans toplantısı ilk olarak Antalya’da gerçekleştirmiştir. Bu toplantı çiftçilerimizle birlikte sektörün ileri gelen yüz kadar paydaş ve kamu-özel-sivil toplum yöneticilerinin katılımıyla yapılmış ilk toplantıydı ve toplantıda Antalya tarımının küresel salgın dönemineyönelik
durumu tartışılmıştı.
Tabi virüs salgınının Antalya tarımı ve dış ticaretini nasıl etkileyeceği önemli bir konudur. Bu amaçla rakip ülkelerin üretim faktörleri piyasalarındaki dinamiklere bakmak gerekiyor. Özellikle sektörel olarak rakip ülkelerde beklenen üretim ve işçilik zafiyetleri Antalya’yı avantajlı hale getirecek ve Antalya ve tabi ki Türkiye buna hazırlıklı olmak durumındadır, diye düşünüyorum.
4- Tarım Ürünleri Dış Ticaretinde tehditler olsa da fırsatlarımız da var mıdır?
Antalya’da tarım sektörünün paydaşları takip ettiğimiz kadarıyla son derece dinamik ve yeni şartlara hızla uyum sağlama kabiliyetine sahipler. Koronavirüs sürecinde de yeni iş modelleri geliştirildiğini, hem iç ve hem de dış ticarete yönelik yeni yöntemlerle rollerinde bir gerileme olmadığını görülüyor. Bir veri olarak Ocak 2020 den bugüne ilgili Bakanlıkların da kolaylaştırıcı düzenlemeleriyle kesme çiçek dışında yaş meyve sebze ihracatında %30 gibi bir artış sağlanmıştır.
Koronavirüs pandemisine karşı insan sağlığı için önemli vitamin ve veya antioksidan kaynağı olan sebze ve meyveler dış ticaret bakımından önemli fırsatlar doğurabilir. Bu bakımdan bir yandan üretimde süreklilik sağlanırken diğer tarafta eş zamanlı dış ticarette avantaj sağlayacak uygulamalar üzerinde durmak gerekir. Hijyen ve kontaminasyon en önemli konu durumundadır ancak Antalya tarım sektörü bu konuda son 20 yılda en deneyimli il durumundadır. Antalya’nın tarım ürünleri dış ticaretini İyi Tarım Uygulamaları ve Globalgap ile izlenebilirlik esasına göre düzenlemekte olması büyük avantajdır. Bununla birlikte ürün transferinde “Temassız İhracat Yöntemi” ve “elektronik ticaret çözümleri” üzerinde de durmak büyük faydalar sağlayacaktır. Yine tarım ürünlerinde zaman ve
mekan faydasından yararlanmak için ürünlerin havayolu KARGO taşımacılığı ile sağlanması üzerinde durmak gerekiyor. Özellikle milli havayolumuz Türk Hava Yolları;nın burada çok önemli işlev göreceğini belirtmek gerekir.
5- Gelişmiş ülkelerde gıda ürünlerine yüksek talep oldu ve market rafları boşaldı, karışıklıklar çıktı. Türkiye’yi değerlendirir misiniz?
Belirttiğiniz gibi küresel ölçekte, pandeminin ortaya çıkışıyla birlikte gelişmiş ülkeler de dahil  olmak üzere tarım ve gıda ürünlerine olan talep arışı sadece marketlere koşmak şeklinde olmamış, aynı zamanda yağmalamaya kadar giden kargaşalar ortaya çıkmıştır. Gelişmiş ülkelerde yaşanan özellikle toplumsal hareketlenme ve kaosa karşın, Türkiye’de söz konusu kaosun yaşanmamasının temel bir nedeni olarak Türkiye’nin tarım ve gıda üretimindeki gücüdür ve bu gücün toplum tarafından kavranmış olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye’nin tarım ve diğer sektörlerdeki performansının toplum tarafından pozitif olarak anlamlaştırılması, toplum nezdinde “kıtlık olacak” gibi bir kaygıya yol açmamıştır. Hatta Avrupa dahil pek çok ülkede yaşanan gıda ve diğer ürünlere yönelik talep patlaması ve kaos, Türkiye’de ulusal düzeyde yayın yapan bazı medya ve yazarların yanlı ve yanlış bilgi paylaşmasına rağmen yaşanmamıştır. Bu, insanımızın Türkiye’nin üretim gücünün farkında olması ve sağduyusuyla ilgilidir. Tabii bilgisizliğe dayalı veya kasıtlı olarak çıkarılan olumsuz mesajların artık geçmişte olduğu gibi geniş toplum kesimleri tarafından dikkate alınmadığını görmek bakımından önemlidir.
6- Genel bir veri olarak Türkiye Koronavirüs salgınına karşı en erken önlem alan ve büyük kaoslar yaşamadan çıkan ülkelerin başında geliyor. Size göre burada etkili faktörler nelerdir.
Bilindiği gibi iİlk vaka Çin’de 1 Aralık 2019 da çıkmıştı ve Türkiye çok ciddi önlemler aldı ve
Bilim Kurulu oluşturarak süreci bilim insanlarının yetkinlikleriyle yönetmeye başladı. Bu
nedenledir ki Avrupa dahil pek çok ülkede hatta 13 Mart’ta salgın Avrupa’da yaygın hale gelirken Türkiye’de erken alınan önlemlerle ilk vaka 10 mart’ta görüldü.
Burada belirtmek gerekir ki başlangıçtan şu ana kadar; Türkiye’nin bu küresel kriz döneminden hiçbir kargaşa yaşamadan çıkması ve yoluna devam etmesi, başta uzmanlık alanımızla yani tarım sektörü ve takip ettiğimiz sektörler bakımından bir başarı öyküsüdür. Bu süreç inşallah salgın etkisini kaybettiğinde tehditlerin nasıl fırsatlara dönüştürüldüğünü daha iyi anlayacağız ve elde edilen sonuçlar birer başarı öyküsü olarak tarihe kaydedilecektir.
Burada genel olarak bakınca tabi ki ilk olarak Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca’nın ortaya koyduğu inisiyatif önemlidir. Özellikle Bilim insanlarının yer aldığı Bilim Kurulu ile sürecin yönetilmesi çok değerli bir girişim olmuştur. Bu,kararların isabetini ve salgının kontrol altına alınmasını sağlamıştır.
Tarım sektörü açısından bakıldığında ise; Koranovirüsle mücadelede elde edilen başarı öyküsünde toprağına, ülkesine, gönülden bağlı, fedakar çiftçilerimizin üretimdeki kararlılığı çok önemli olmuştur. Aynı zamanda uzman bilgiyi çiftçi ve üretimle buluşturan kamu ve özel sektörde çalışan ziraat mühendisleri ve ilgili diğer teknik personelle birlikte tarıma girdi üreten, tedariğinde,
lojistiğinde yer alan tüm paydaşların iş ve yönetim yetkinliklerinin etkisi olmuştur.
Tabi ki, üretim sezonuna ilişkin verileri, konjonktürün getirdiği şartlarla ilişkilendirerek üretici
beklentileriyle tüketici algısıyla buluşturarak, dinamik karar alma sürecini çalıştıran Tarım ve Orman Bakanlığı hayati roller üstlendi. Bu süreçte çok da fark edilmeyen ve dile getirilmeyen bir ana faktör olarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği sistematikten de bahsetmek gerekiyor. Yine son yirmi yılda devlet yönetiminde sağlanan istikrar da büyük değer taşıyor.
Özellikle hatırlanacağı gibi geçmişte yazık ki çoklu koalisyonların ve kısa süreli hükümetlerin yönetim zafiyeti yanında, hızlı karar alınamaması, koordinasyonun sağlanamaması ve toplumu okunamaması gibi nedenlerle sayısız kaos ve karışıklıklar yaşanmıştı. Bu nedenle 2018 yılında Türkiye, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişle birlikte pek çok tehdidi bertaraf etmede hızlı müdahale şansını yakalamıştır. Dolayısıyla yeni hükümet sistemi Türkiye’nin alışık olmadığı kadar hızlı karar almak ve hızla müdahale etmek, eşgüdüm içinde çalışmak ve etkileşimli iletişimi kullanmak gibi büyük avantajlar sağlamıştır. Bu nedenledir ki, küresel salgın konusunda başarılı
çalışmalar yapılmasında bu yeni sistematiğin çok büyük olumlu etkileri olmuştur. Çünkü yeni yapıda, kendisine yetki verilen Bakanlar yüksek yetkiyle görev yaparlarken, yetki veren kurumsal yapı yani Cumhurbaşkanlığı ilgili birimlerle eşgüdümü sağlayarak ve aynı zamanda denetim ve gözetimde bulunarak, bir bakıma yanlış yapmak lüksünü ortadan kaldırıyor. Bu durum sadece tarımla ilgili olarak değil, hemen her alanda, yerine göre deprem gibi doğal afet, dış politika, göç, terörle mücadele, bilim ve teknoloji gibi alanlarda ilerleme kaydedilmesini sağlamıştır. O nedenle icrayı yönlendiren, sorumluluk veren ve doğrudan müdahale ederek sonuç almaya yol açan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle birlikte özveriyle çalışan çiftçimizi ilk sıraya koymak gerekiyor. Bu çerçeve de tarım sektörünün küresel salgından olumsuz etkilenmemesi ve etkilenmeyecek olmasında ki esas faktör Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği sistematiktir, yönetim yaklaşımıdır.
7- Antalya için başka fırsat alanları neler olabilir?
- Kırdan kente göçü tersine çevirmek için fırsat doğmuştur. Tarımda çalışan nüfusun yaş ortalamasını düşürmek ve tarımda çalışan yaşlı çiftçi nüfusun, gençleştirilmesi fırsatı doğmuştur.
- Mevsimlik işgücü konusunda alt üretim sektörleri itibariyle  işgücü talep dönemleri
dikkate alınarak, emek arz ve talep tarafı bölge ve iller düzeyinde öncelikler ve ;Tarım
Takvimi;ne uygun bir şekilde ele alınarak çalışıldığında Antalya özelinde ve Türkiye
genelinde “tarımda işgücü kullanım planı” için fırsat doğmuş olacaktır. Bu durum
tarımda sürdürülebilirlik için son derece önemlidir. Bugün mevsimlik işgücü konusu
başka ülkelerden işgücü temin eden İtalya, Fransa ve İspanya gibi Akdeniz ülkelerinin
en güncel sorunları arasındadır.
- Kentte yaşayanların kırı keşfetmesi ve tarımın hayati önemini fark etmesi için fırsat
doğmuştur. Köy ve çiftçiliğin saygın ve hayati olduğu bilincinin yaygınlaşmasıyla
toplumsal uyum için yeni fırsatlar doğmuştur.
- Çiftçiliğin ve çiftçi ailesinin kapsayıcı sürdürülebilir politikalarla tarımda çalışmanın
değerini artırmak ve kırsalda yaşamak için yeni bir anlayış ortamı doğmuştur. Örneğin
Antalya özelinde bir yıl boyunca ihtiyaç sahibi ve zorunluluktan tarımı terk etmek
durumunda olan tarım üreticisi aile başına, özellikle yayla kesimlerde bulunan
üreticiler başta olmak üzere aylık 1000 TL verilmesi üzerinde durulabilir. İlk aşamada
25 bin üretici kapsama alınarak 300 milyon TL destek sağlanabilir. Tabii üzerinde
çalışmak gerekiyor, çalışılabilir, projelendirilebilir.
- Her noktada değilse de yapılacak analizlerle gerekli alanlarda tarımda dijital dönüşüm
ve elektronik ticaret alanında gelişme için fırsat doğmuştur.
- Tarım ürünleri arz ve talebinin düzenlenerek üretici ve tüketici lehine bir yapı
oluşturmak için ciddi fırsat doğmuştur. Geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığımız bir
yazımızda AB v İtalya örneğinde tarımsal mafya oluşumuyla ilgili olarak konuyu
paylaşmıştık.
- Tedarik zinciri ve lojistiğin "tarım takvimi" ve “pazar taleplerine” uygun hale
getirilerek üretici ve tüketici lehine kayıpların önlenmesi için fırsat doğmuştur.
- Çok önem verdiğim bir diğer konu ise iklim ve toprak özelliklerini, etkinlik ile
etkililik ve katma değeri dikkate alan yeni bir üretim planlaması uygulaması için fırsat
doğmuştur. Bu çerçevede bir türlü beklenen etkinliğe ulaşamayan ve başarılamayan
"Üretim Planlaması; için çalışmak gerekmektedir. Bu sadece Antalya değil Türkiye
için topyekün değişimi ortaya çıkarma potansiyelini ifade eden yapısal sorunların
çözümü için fırsat sağlayacaktır. Esasen bu durum tarımda üretimin planlanması ile
ihtiyaç fazlası, ayrıca ihracat şansı da olmayan ürünlerin ekilişinin teşvik edilmeyerek
ya da desteklenmeyerek ya da engellenerek iç tüketim için gerekli ve öncelikle
stratejik öneme sahip ve dışsatım da yüksek değer elde edilebilecek ürünlerin yeteri
kadar üretilmesi için fırsat doğmuştur, üzerinde mutlaka çalışmak durumundayız
- Kriz yönetimi konusunda yeni şartları farklı senaryolarla ele almak üzere yeni araç ve
yöntemler geliştirerek devreye almak yönünde fırsat doğmuştur.
- Verimliliği artıracak uygulamaların hakim kılınması, üretimdeki kayıpları asgariye
indirecek, üretim maliyetlerini ve hasat kayıplarını minimize edecek, doğru girdi
kullanımı ile tasarruf sağlayacak iş modelleri oluşturmak için fırsat doğmuştur.
- Antalya için çok öenli olan özel girişimci ve özel sektörde çiftçilere tarım
danışmanlığı hizmeti veren kendini kanıtlamış, mesai kavramı olmaksızın çalışacak 
uzman "Tarım Danışmanları"nın sürece daha güçlü girmesi için fırsat doğmuştur.
- Üretici örgütlerinin ve ziraat odalarının çiftçilerin etkinliklerini artırmak ve
örgütlenmenin getirilerinden üyelerini yararlandırmak için fırsat doğmuştur.

- Son olarak; İyi Tarım Uygulamalarıyla topluma sağlıklı gıda ulaştırmak yanında
toplumun tarım ve doğa koruma bilincinin kalıcı olması ve toplumda "gıda israfın
ortadan kaldırılması"na yönelik kalıcı bilinç oluşturulması için fırsatlar doğmuştur.

Sonuçta bu küresel salgın tehdidi döneminde Antalya ve ülkemizin sahip olduğu potansiyel,
tehdidi fırsata dönüştürmeye imkan tanımaktadır. Türkiye’nin bitkisel üretim merkezi olan
Antalya’nın ve ülkemizin bunu başaracak nitelikli ve yetenekli insan kaynağımız bulunuyor.
Fedakar çiftçimizle birlikte kamu ve özel sektör eşgüdüm ve dayanışma ruhuyla ve
profesyonel yöntemleri kullanarak tehdidi fırsata dönüştürecektir ve bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkarak, yoluna devam edecektir, inancındayım.



Sayfa Adresi: http://buyukantalya.com/haber/Prof-Dr-Orhan-Ozcatalbas-a-Sorduk-Koronavirus-Sonrasi-Tarim-Ne-Olacak-/98094